Korku her insanda olan bir şeydir. Kimi insan karanlıktan korkarken kimi insan yalnızlıktan kimi insan da belli başlı hayvanlardan korkar. Fakat bu korku insanlara sonradan mı geliyor yoksa doğdukları andan itibaren böyle bir korkuya sahipler mi bu her zaman bilimin merak ettiği bir soru olmuştur. Bunun sebebiyle de 1920’lerde küçük Albert deneyi yapılmasına karar verildi.albert deneyi, karanlık korkusu deneyi, karanlık korkusu nedir

Johns Hopkins Üniversitesi’nde Amerikalı psikolog John B. Watson’ın öğrencisi Rosalie Rayner ile bu deney üstünde çalışmışlardır. Bunun için de küçük bir bebek gerekiyordu. Bu bebek de aynı üniversitenin hastanesinde süt annelik yapan bir kadının bebeği oldu. Kimilerine göre Watson bu kadına deneyi anlatıp para teklif etti ve kadın da çaresizlikten dolayı kabul etti kimilerine göre kadına deneyi tam olarak anlatmadılar.

Deneye gelecek olursak Albert’i bir odada tek başına bırakıp hareketlerini kontrol edeceklerdi. 8 aylık bebek olan Albert’in bulunduğu odaya önce küçük beyaz bir fare koydular. Albert hiçbir şekilde fareden korkmuyor üstüne fareyi görünce gülüyor ve eline almaya çalışıyordu. Daha sonrasında bebeğin korkması için iki demir alıp bebek fareye ne zaman dokunursa bu demirlerle korkunç sesler çıkarmaya başladılar. Albert tabii ki bu olaylardan sonra ağlamaya başladı. Fakat ses gittikten sonra yine gülüyor ve fareyle oynuyordu. Deneyin bir parçası olarak Albert’in fareden korkması için sürekli bu sesler yapıldı. En sonunda Albert artık fareyi görünce ses olmasa bile çığlık atıp ağlamaya başladı.

Daha sonrasında Albert’in odasına beyaz tavşan gönderdikleri vakit bebek hiç ses çıkmadan ağlıyordu. En sonunda Watson ve öğrencisi de kendilerini beyaza bürüyüp odaya gittikleri vakit Albert’ın artık beyaz olarak gördüğü her şeyden korktuğuna emin oldular. Fakat küçük Albert deneyi psikoloji sektörüne kara bir leke olarak geçti. Çünkü bebeğin beyaz nesnelerden korkmaması için Watson herhangi bir çalışma yapmadı ki yapsa bile belki bu mümkün olmayacaktı. Daha sonra küçük bebeğin gerçek adının Douglas olduğu ortaya çıktı ve Douglas sadece 6 yaşındayken beyinde su toplanması sebebiyle ölmüştü.